11 Nisan 2016 Pazartesi

Haftasonu: Garipçe - Rumeli Feneri




Pazar günü Sarıyer'e doğru gider iken oradan kaptırdık Garipçe ve Rumeli Feneri taraflarına. Niyetimiz çıkış noktasında bu kadar uzaklara gitmek değil idi (uzak dediğimiz de 17 km ama İstanbul trafiğiyle 1 saat demek, dolayısıyla uzak) kısa sürede gelişen bir plan oldu.

Garipçe dediğimiz yer Sarıyer'den yukarı doğru gidince gidince çok ufak bir balıkçı kasabası. Balıkçı kasabası olduğu belli olsun diye olsa gerek orda burda balık ağıyla uğraşan balıkçı görünümlü abiler vardı, turistikler de onların fotoğrafını çekiyordu. Şekil tamdı yani.

Bu yukarıdaki fotoğraf tam kahvaltı ve balık restoranlarının olduğu minnicik koyun kenarı. Fotoğrafta görmediğiniz sağ tarafta restoranlar var.

Biz bunlardan Kaşı Kumluk Balık Lokantası isimli mekana oturduk. Amacımız kahvaltı yapmaktı ama oturduğumuzda kahvaltı sona ermişti (saat 15:30 civarları). Tamam balık yiyelim dedik. Ama içerikten memnun kalmadık, porsiyonlar bu salaşlıkta bir restorandan beklenmeyecek şekilde küççücüktü. Neyse denizin dibinde oturduk sakin sakin diye fazla ses etmedik. Az bişeler yiyip kalktık.


Oradan arabayla Rumeli Feneri'ne doğru yola çıktık. Yolda böyle küçük bir koy var. Herkesler durmuş tepeden fotoğrafını çekiyordu. Biz de eksik kalmadık.


Sonra gittik gittik Rumeli Feneri Kalesi'ne vardık.



Biraz da kalede olduğumuz belli olsun di mi?



Bu da Kale'nin tepelerinden çektiğim panaromik görüntü.

Değerlendirmelerime gelirsek, yeme içme açısından biz oturduğumuz restoranı pek sevmedik, temiz de değildi. Yanındaki yerler de farklı gözükmüyordu ama oturmadığım için net fikirler beyan etmek istemem haklarında, denenebilir. Kale'de mangal yapanlar vardı, her yerlere çöpler atılmıştı, üzücü.

Bunun dışında şööyle bir uzaklaşmış olmak açısından bayağı güzeldi. Bi de hani 1 hafta tatile gidince İstanbul'a dönünce her yer gri ve beton beton üstünüze gelir ya, dönüşte öyle hissettirdi burası. Bu kadar geniiiş alanlar görünce demek.

Bu da böyle bir gezimizdi.

Sevgiler.

Hiç yorum yok: