8 Nisan 2017 Cumartesi

Yeni Adres

Merhaba sevgili okuyanlarım.

Çeşitli nedenlerle artık https://setroblog.wordpress.com/ adresinde yazacağım. Bazı farklılıklar dışında buradaki içeriğe benzer bir içeriğim olacak. Merak ederseniz beklerim.

(Değişikliğin nedenleri kısaca, buradaki blog isminin aslında hiç içime sinmemesi ve çok geçmiş bir dönemi yansıtması, bloggerda blogu takip etmeye ilişkin sizlerden duyduğum zorluklar, daha sade bir blog tasarımını tercih etmem. Zaten fark etmişsinizdir, bir süredir buradaki yazma düzenimi de kaybetmiştim.)

Sevgiler.

22 Ocak 2017 Pazar

Akşam Yemeği Menüleri - 3

Bence haftanın her günü dışarıda yememek, evde hem sağlıklı hem dengeli hem de yerken zevk alınacak şeyler bulmak ve çeşitlendirmek güzel. Ben bu hafta bunları bulabildim:




Pazartesi: Midye etli bulgur pilavı, fırında çoook az zeytinyağıyla pişmiş balkabağı ve brüksel lahanası. Yanında da küçük bir bardak bira.


Salı - Çarşamba: Yeşil mercimek yemeği. Bunu şimdiye kadar erişteli yapmıştım, bu defa patates ve havuçlu yaptım. İki gün üst üste aynı yemeği sevmesem de 4 kişilik yapmışım, iki gün yedik.



Perşembe: Fırında tavuk baget, balkabaklı mercimek püresi (kırmızı mercimek, balkabağı ve lahana var içinde), fırında kaşarlı mantar ve turşu.



Cuma: Haftasonu mutluluğuyla fırında çupra ve hasselback patates.

Cumartesi: Annemlerdeydim. Köfte yedim :)


Pazar: Fırında levrek. Aynı tepside az zeytinyağı sürüp baharat attığım balkabağı, brokoli, brüksel lahanası ve mantar.

9 Ocak 2017 Pazartesi

9 Ocak 2017'nin Günlüğü




Beklenmedik şekilde mutlu eden bu günü blog tarihime yazmak istedim. Sabah, cumartesiden beri yağan karla bizim balkon şöyle, yollar da kar dolu olunca bugün evden çalışmaca vardı.


08:30'da kalkıp önce şu ekmeksiz minik kahvatıyı yapıyorum. (Şubata kadar 4 kilo vermek gibi olduğu kadar olmadığı kader bir hedefim var. Ama ben azcık dikkat edince bile oluyor zaten.)

Aynı anda da bugün neler yapacağımı planlıyorum. Yapacaklarımı yazıp üstünü çizmeyi severim. Erteleme huyunuz varsa siz de yapın. Hiç bir şeyi ertelemez, unutmaz, atlamaz hale geliyorsunuz. Muhteşem.



Kahvaltım ve planlamam bitince filtre kahve yapmaya geçiyorum mutfağa. Ben kahveyi çekirdek olarak Petra'dan alıp Hario'da demliyorum. Geçen hafta kahve değirmeni, hario ve filtre spariş ettim. 140 TL civarında bir masrafı var tüm sistemin (kahve hariç).

Daha önce Delonghi'de espresso yaptığımı görmüşsünüzdür. Bazen hala ondan da yapıyorum. Ancak espresso makinemin vidaları sökülerek bir temizlenmesi gerekiyor, onu tam nasıl yapacağımı henüz çözemedim. Bir de Petra'nın kahvesi o kadar farklı güzel ki, espresso olarak içinde aroması hissedilmiyor, filtre kahve daha iyi hakkını veriyor. Bu yüzden bu ara filtre kahve.


Hario'da demlemenin en önemli noktalarından biri önce kahveyi ıslatıp bir 30 saniye beklemek. Gerisi normal demleme. Tabii yavaş yavaş ve her yerine eşit dökerek.


Mmm muhteşem, yumuşacık kahvemi bir dilim nutellalı ekmekle içiyorum. Bir taraftan da çalışmaya başlıyorum.


İsmail de beni teftiş ediyor bilgisayarın arkasında.


2-3 saat çalıştıktan sonra kalkıp bir yüzümü yıkayıp, nemlendirip kendime çeki düzen veriyorum.


E öğlen oldu. Biraz ara verip kitabımı okuyorum. Bayağı başlardayım ama çok eğlenceli ve sürükleyici bir kitap.


Sonra öğlen yemeği. Manzaram böyle.


Yemekte de ton balıklı sandviç ve red ale bira.


Yemekten sonra 45 dakika spor yapıyorum. Spor sonrası camı hafif aralayıp İsmail'e kar havası aldırıyorum.


Sonra This is Us'ın 4. bölümünü izleyip salep içiyorum.


Bu defa odaya geçip 2-3 saat daha çalışıyorum. Bitirdiğim işlerin üstünü çizmişim. Ne güzel.


Sonra "When Marnie Was There" (Omoide No Mani) diye bir animasyon filmi izliyorum. Aile bağları, dostluk vs temalı ve biraz da gizemli. Bunları zaten severim. Ama bunun çizimleri de çok güzel. Bayağı beğeniyorum.

Filmden sonra bir yarım saat daha çalışıp işleri toparlayıp akşam yemeği faslına geçiyorum.

Yemekte karides noodle var.


Yemekten sonra asıl adı Taare Zameen Par olan şu yukarıdaki Hint filminin yarım saatlik özet geçilmiş bir versiyonunu izliyorum.


Sonra da çekirdek çıtlayıp bira içeren Serseri Mayınları izliyorum. Ferzan Özpetek hep severim zaten. Bu filmini izlememiştim. Huzur veren filmler kategorisinde yer alıyor bence ve gayet kafa yormayan, hafif, eğlencelik bir film. İyi bir hissiyatla da kapanış yapıyor. 

Saat 01:30 olmuş bile. Yatıyorum.

Sevgiler.



1 Ocak 2017 Pazar

31 Aralık 2016'nın Günlüğü

Ben çocukken Anne Frank'ın hatıra defteri vs tarzı savaş veya savaş sonrası dönemi anlatan kitapları okuduğumda bir ülkede savaş olduğunda sanki adı böyle konulur  gibi gelirdi. Ama bu adın konması sadece o ülkenin dışındakiler, uzaktakiler içinmiş, o ülkede savaşı yaşayanlar için değil. Bence biz de şu an savaşın içinde yaşıyoruz. Sadece şu ana kadar bize somut olarak denk gelen bir şey olmadı.


Artık gece 2'de yatıp sabah 8'de cin gibi kalkan bir Serpil değilim. Yaşlandıkça daha az uyuyacağımı düşünmüştüm. Sanırım henüz o kadar yaşlanmadığım ara bir dönemdeyim. Bu ara günde 12 saat uyusam az geliyor. Neyse cumartesi diye fazlaca uyuyup biraz dinlenmiş olarak saat 11'de kalkıyorum.  Sade bir kahvaltı yapıyorum.



Bir bölüm The Flash izliyorum. 2-3 aydır izlemiyordum.


Çayı dökecekken şunları gözüme koymak gekiyor aklıma. Zaten haftaiçi hep gözlerimin arkası ağrıyor. İyi gelir.


Sonra biraz bu fındığı sıkıştırıyorum. O diyor "bırak mıncırma beni", ben diyorum "bu kadar tatlı olup mıncırılmadan bırakılınır mı?" İsmail gerçekten çok söylenen, mırıl mırıl bir kedi. Rahatsız olunca mıyığğv mıyıvvv söylenip duruyor.


Sonra Migros'a gidip biraz alışveriş yapıyorum. Aslında dışarıda hava çok soğuk olduğundan amacım biraz dışarı çıkıp o soğuğu yüzümde falan hissetmek. Migros da amaç oluyor. Herkesler alışverişte. Kasap, fırın ve kasada bir dolu sıra bekliyorum. Olsun. Ben market gezmekten ve o yavaşlıktan hoşlanıyorum.


Sonra poşetleri taşırken kollarım kopuyor. Biraz dinleniyorum. Ananas yiyip kahve içiyorum.


Sonra biraz da bu büyük oğlanı maskara ediyorum.


O sırada küçük oğlan dışarıyı seyredip heyecanlanıyor. Kar mı görüp kuş mu görüp heyecanlanıyor bilmiyorum.



Dinlenmem bitince kalkıp duş alıyorum. Sonra da şunlarla yüzümü, dudaklarımı, göz çevremi güzelce nemlendiriyorum.  


Akşam yılbaşı diye oje sürüyorum.


Ojem kuruyana kadar biraz kitap okuyorum.


Sonra da yılbaşı akşamı için giyiniyorum. Yeni yıla girerken hem rahat hem güzel bulduğum bir şeyler olsun istiyorum üstümde.


Sonra annemlere gidiyorum. Kar yağıyor. Çok güzel.



Annem hindi doldurmuş. Ben istemiştim. Biraz çatlayana kadar yiyip içiyoruz.



Uykum geliyor. 12'yi zor edip sonra da yatmadan önce diş fırçala, yüz yıka vs rutinimi yapıp 12:30 gibi yatıyorum.

İyi seneler.